TEVFIK SAGLAM HOCANIN KISA OZGECMISI
Dr. Tevfik Saglam Hoca 1882 yilinda Istanbul’da dogmus, Sogukcesme Askeri Rustiyesi ve Cengelkoy Askeri Tibbiye Idadisini bitirdikten sonra Demirkapi’daki Askeri Tibbiye’den 1903 yilinda Tabip Yuzbasi olarak mezun olmustu. Daha sonra staj icin Gulhane Tatbikat Hastanesi’nde Prof. Suleyman Numan Pasa’nin dahiliye klinigine gider ve staj sonrasi buraya asistan olarak baslar.
1906 yilinda Gulhane’de dahiliye klinigi muallim muavini olur.
1912’de Balkan Savasi patlayinca kilicini kusanmis ve Selanik Redif Firkasi Sihhiye Boluk Bashekimligi’ne tayin olmustur. Ordu yenilip geri cekilince Yassiviran Menzil Hastanesi’ne tayin olmus, burada tifus ve kolera salginiyla ugrasirken kendisi de tifuse yakalanmis ve Gulhane’ye gonderilmistir. Nekahet donemini gecirmek icin Almanya’nin Wiesbaden sehrine gitmis, bir bucuk yil sonra Tip Fakultesi’ne donmus ve binbasi olmustur.
1914’te Dunya Savasi patlayinca Askeri Tibbiye’deki gorevine donmus, 17 Ocak 1915’te Istanbul’daki 2. Ordu Saglik Baskanligi’na, 15 Subat 1915’te Erzurum’daki 3. Kolordu emrine verilmis, 14 Mart 1915’te 3. Ordu Sihhiye Reisi olmustu.
1917 yilinda albay olan Hoca, tifus asisini yanlis yapti diye ihbar edilince 1918 yilinda Nemrut Mustafa Pasa Divani’nda yargilanarak beraat etmistir. Kurtulus Savasi’nda 19 Ekim 1921 gunu Inebolu yoluyla Ankara’ya gelmis ve 3 Ocak 1921’de Milli Savunma Bakanligi Ordu Saglik Daire Baskanligi yapmistir.
Dr. Tevfik Saglam 1923 yili Ekim ayinda Gulhane Bastabibi ve Muduru ve ic hastaliklari profesoru olur ve 1927 yilina kadar bu gorevi yapar. Bu donemde Gulhane’de buyuk atilimlar yapilir. 1923-1925 yillari arasinda Kizilay Genel Baskanligi yapan Tevfik Saglam Hoca, 1925’te yapilan 1. Milli Turk Tip Kongresi’nin genel sekreterligini yaptiktan sonra 1927’de general olur. 24 Ocak 1928’te kendi istegiyle askeriyeden emekli olduktan sonra Istanbul Universitesi Tip Fakultesi’nde ogretim uyeligine baslar ve Verem Savas Dernegi kuruculugunu ve baskanligini yaparak veremin ulkemizden silinmesi icin buyuk basarilar saglar. Tevfik Saglam Hoca, sitmayla mucadele konusunda da calismis, “Osmanli Seririyati (Klinigi)” isimli bir dergiyle ic hastaliklari ve ani kitaplari yazmistir.
1943-1946 yillari arasinda Istanbul Universitesi Rektorlugu yapan Dr. Tevfik Saglam; 1952 yilinda 70 yasinda emekli olmus ve 1963 yilinda vefat etmistir. UNESCO Milli Temsilcisi olarak da basarili calismalar yapan Dr. Tevfik Saglam Hoca ulkemizdeki nadir degerli bilim adamlarindan biridir.
Dr. Tevfik Saglam 1. Dunya Savasi, Balkan Savasi, Kafkas Cephesi ve Kurtulus Savasi’nda gorev alarak cepheden cepheye kosmustur.
Kaynaklar:
1)Tevfik Saglam, Nasil Okudum, Nehir yayinlari, Onsoz,Prof. Dr. Husrev Hatemi, Prof Dr. Aykut Kazancigil, 1991 Istanbul sayfa 9-25
2) Saim Polat Bengiserp, Ord. Prof. Dr. Tevfik Saglam Pasa, Yeni Tip Tarihi Arastirmalari I, Istanbul, 1995, S251-271
Prof. Dr. Tevfik Saglam, 1946 yilinda universitede hekimlik uzerine verdigi bir seminerde sunlari soylemistir:
“Ordu mevcudunun %15’i kadar hasta yatagina ihtiyac vardir. Bunlar yapilmazsa, epidemiler (salgin hastalik) mutlaka cikacaktir. (Askeri) Hekimler bunu kumandanlara mutlaka telkin etmelidir.
Hekim gayet kuvvetli ve yuksek sahsiyet sahibi olmalidir. Dusunun ki en buyuk adama dunyada siz emredecek ve onun hayati hakkinda hukum vereceksiniz. Bu agir bir istir. Sahsiyeti kucuk ve bilgisiz hekimler bunu yapamaz.
Bizden her sey olur. Hariciye vekili ve basvekil olur. Bizim fakultemiz her uzmani ve bazen hekim yetistirir. Cok dogrudur; ama asil hekimligimize ait ozelliklerimizi korumaliyiz...”
Kaynaklar
1)Suheyl Unver, Tip Tarihi Yilligimiz I, 1966, Istanbul, S 78
2)Ataturk ve Tibbiyeliler, Metin Ozata, 2007 Haziran, Umay yayinlari (www.umayyayinlari.com)
3. Ordunun Mechul Askeri Doktoruna
Dunya harbinde, bundan gunu gunune tam 25 sene evvel, Kafkas cephesinde 3. ordu sihhiye reisligine tayin olundum. 32 yasinda genc bir sihhiye subayi olarak yuklendigim bu agir is basinda 3,5 sene kaldim. Bu hayatimin en mesut devresidir. Orada cok sey gordum ve cok sey ogrendim.
Erzurum onunde muthis bir kis ortasinda, 32 derece sogukta carpisan orduda Turk askerini tanidim.
Sivri Gediginde mekkarisiz (binek hayvani) kalan taburunu sargisiz ve ilacsiz birakmamak icin bir bohca icine doldurdugu ilaclari binek hayvanina yukleterek yaninda kendisi yaya giden ellisini gecmis bir tabur hekiminin sakin ve mutevazi cehresinde Turkun gercek yuzunu sectim.
Ordu Erzurum hattina cekildigi zaman Korucuktaki hastalarini nakletmek icin avci hattinin ilerisinde kalan genc ve atesli bir hekimin telefonda sogukkanli ve sakin bir sesle verdigi son raporunu dinlerken Turkun istikbaline olan sarsilmaz imanini sezdim.
Akkoyunlu Yaylasinda butun gun suren son derece yorucu bir teftisten dondukten sonra gece gec vakit seyyar hastanelerin birinden haber alamadigi icin bitkinligine bakmayarak atina binip seyyarini (seyyar hastane) aramaga cikan yasli bir kolordu sertabibinden (bastabibinden) yuksek bir vazife aski dersini aldim.
1917'de ordu iase (gida) darligindan bunaldigi bir zamanda Giresunla Karahisar arasinda; 65' lik ninelerle 10 yasinda cocuklarin sirtlarinda torbalarla orduya erzak tasidiklarini gordum. Cocuk ve ihtiyarlardan olusan bir halk kafilesinin, basinda kaza kaymakami oldugu halde, Koyulhisar'dan Susehri'ne sirtlarinda erzak dolu torbalarla yaya geldiklerini, Susehri kapisinda menzil kurmay baskaninin ihtiyar bir ninenin sirtindan aldigi bugday torbasini yuklenerek Yenikoy'e yollandigini yasli gozlerimle seyrettim. Bunlar buyuk felaketten sonra Istiklal Harbini yapacak milletin evlatlari idi.
Merzifon’da, Talas’ta genc birer yuzbasi hekim 3500 ve 2500 yataklik hastaneleri temiz, muntazam birer muessese halinde idare ettiler. Bunda idareyi eline alacak Turk gencliginin kudret ve olgunlugunu gormemek kabil midir ?
Turk ordusu cihan harbinde Kafkas cephesinde yalniz kendinden cok kuvvetli bir dusman ile degil, ayni zamanda kahreden bir tabiatla, aclikla ve her turlu yoksullukla savasti. Turk milleti orada da tarihinin buyuk destanlarindan birini yazdi.
Bu buyuk iste Turk sihhiye subaylari da diger silah arkadaslari gibi, butun kudretlerini, varliklarini vatanin hizmetine verdiler. Bircoklari bu ugurda vazifeleri basinda hayatlarini, sagliklarini seve seve feda ettiler.
3. orduda Turk sihhiye subayi hic bir yabancinin yardimi olmadan, sirf kendi kafasiyla, kendi eliyle, cok buyuk isler gordu ve adeta mumkun olmayani yapti. Su kucuk eser bu fedakar Turk evladinin basardigi isin, aralarinda yasamak saadetini ve baslarinda bulunmak serefini tatmis bir insan tarafindan yazilmis kisa bir tarihcesinden ibarettir.
Kimsenin tevazuunu incitmemek ve kimseye karsi haksizlik yapmamak icin yazilarimda mumkun oldugu kadar ad anmaktan cekindim. Zira, bu buyuk is onlarin musterek eseridir. Bu sebepten kitabimi da onlarin aziz hatiralarina, 3. ordunun Mechul Sihhiye Subayina ithaf ediyorum.
14 / Mart / 1940, persembe.
TEVFIK SAGLAM.
KAYNAK: BUYUK HARPTE 3. ORDUDA SIHHI HIZMET, Tevfik Saglam, 1941, Istanbul Askeri Matbaasi

General Doktor Tevfik Saglam
Istanbul’un isgal edildigi gunlerde Dr. Tevfik Saglam Hoca, Cephe’den (Dogu’daki 3. Ordu’dan) donup Tibbiye’de derslerine baslamisti. Bir gun top sesleri duyulmus, hocalar ve ogrenciler Haydarpasa’daki Tibbiye’nin penceresinden kalabalik bir dusman donanmasinin limana dogru ilerledigini gormuslerdi. Mondros Mutarekesi imzalanmis ve dusman gemileri Istanbul’u isgale baslamisti. Mutevazi ve sessiz bir insan olan Tevfik Saglam Hoca bu durumu gorunce ogrencilerine soyle demisti:
“Efendiler, ordusu asla maglup olmamis bir milletin cocuklarisiniz. Canakkale’de aylarca ates ve olum sacan ve sizin buyuklerinizi korkutup yenemeyen, arzuladigi bugune o yoldan kavusamayan o donanmanin, bugunku kuru gurultusu sizi telaslandiramaz ve herhalde bu yaygarayi koparanlarin icinde hakiki asker ve mert ruhlu olanlari sevindiremez''
Kaynak: Hikmet Ozdemir, Ulusun Direnisinde Universitenin Rolu, Kocaeli Universitesi Yayini, 2003, S 36

ATATURK VE TIBBIYELILER
Prof. Dr. Metin Ozata’nin yazdigi ‘’Ataturk ve Tibbiyeliler’’ kitabi Umay yayinlarindan cikti. Kitabi kitapcilardan veya umay yayinlarindan (www.umayyayinlari.com) (tel: 0 232 422 31 14 , fax: 0 232 464 41 37, E-mail: umayyayinlari@yahoo.com) temin edebilirsiniz.
Kitap Hakkinda Bilgi:
Mustafa Kemal’in genc subaylik doneminden olumune kadar arkadaslik yaptigi, cephelerde birlikte calistigi, gorev verdigi ve cesitli nedenlerle karsilastigi Tibbiyeliler vardir. Onlar, hem Ataturk’un saglik sorunlarini gidermeye calismis hem de ulkenin bagimsizligi icin cesitli cephelerde mucadele etmislerdir.
Meslegi icabi insan sagligiyla ugrasan ve onlari olumden kurtarmaya calisan Tibbiyeliler, vatan isgale ugrayinca mufrezeler kurmus, Mudafaa-i Hukuk teskilatlarinda baskan veya uye olmus ve hatta Kuvayi Milliye emrinde savasmistir.
Bilim ve teknolojinin ulkemize yerlesmesinde buyuk katkilari olan Tibbiye, bagrindan cikan vatansever ogrenci ve hekimler sayesinde ulusal direnisin en guzel orneklerini vermistir.
Bu kitapta simdiye kadar pek yazilmamis bir pencereden Mustafa Kemal’in yasam mucadelesini ve arkadaslik yaptigi, sirlarini paylastigi, gizli gorev verdigi, Canakkale ve Istiklal Savasi’na katilmis ve Kuvayi Milliye emrinde savasmis tibbiyelilerin gercek oykusunu bulacaksiniz.