BBC'nin haberlerinden cikarilacak cok pazarlama dersleri var bana kalirsa. Oncelikle rakip kanalin (Channel 4) bir urun reklami yapar gibi haberlerine gercek bir reklam filmi cekip bunu muhtelif saatlerde yayinlamasi bile pazarlamada yeterince ileri gittiklerini anlatmaya yeter. En azindan haberlerin reklamciligi ve pazarlamasi ciddiye aliniyor. Isteyen izler, istemeyen izlemez diye bir kaygilari yok.Haberlere iki manken koyarim izlenme oranini arttiririm gibi bir dertleri hic yok. Reklamda surekli hizli hizli konusan bir adam ozet olarak sunu anlatiyor: Zamaniniz mi yok? C4 haberlerini izleyin Dunyanin ve Birlesik Kralligin analizi yarim saatte elinizde olsun. Vaktinizi bosa harcamayin. Evet, vakit degerli bu yuzden BBC bolgeye ozel yayin yapiyor haber saatlerinde. Dunya haberleri, politika gibi herkesin ilgilenecegi haberlerden sonra her bolgeye ozel haberler yayina giriyor. Daha sonra Spor haberlerine geciliyor, gene baska yerde kolay bulamayacaginiz yerel takimlardan haberler aliyorsunuz. Burada yerel takimlar iyi destekleniyor ve takimlarindan haber almak isteyen bu insanlarin ihtiyacini farkeden BBC bu ihtiyaci karsiliyor. Daha sonra hava durumu yayina giriyor. Tabiiki yerel. Ingilterede hava durumu daha bir onemli, her an yagmur yagma ihtimali var cunku, insanlar hava durumunun cok siki takipcisiler. BBC bize (muhtemelen yilin 360 gunu bilmek istemeyecegimiz) Iskocya'nin hava durumunu gostererek vaktimizden calmiyor. Buradan bize cikan musteriye odaklanma ve bolgesel segmentasyon dersleri, verilen emekler, bu ugurda calistirilan onca insan bu yaziyi yazilmaya deger kiliyor. Tebrikler...
Amerikanin en buyuk sirketlerinin aciklandigi Fortune500 (2006) listesinde 30 milyar $ geliri ile 70. sirada bulunan kargo sirketi Fedex'in dahi kurucusu 1965 yilinda (evet 1965 yilinda) soyle dusunuyordu: Gelecegi bilgisayarlar yonlendirecek, bu bilgisayarlar sayesinde her yere paket gonderme ve kargo vazgecilmez olacak. Universitede hazirladigi bu proje ile zamanin o kadar ilerisine gidiyorki Yale'deki profesoru bu projeye C veriyor. Zamanin bu kadar ilerisini gormeyi bir yana birakirsak, bunun sonucunda bilgisayar sektorune yonelmeyip kargo sektorune girmesinde stratejik karar bile inanilmaz. Eminim insanlarin %99'u soyle dusunurdu: Gelecegi bilgisayar yonlendirecek, o zaman bilgisayar sektorune gireyim. Herhalde gercek liderlein farki da burada yatiyor. Ve onumuzdeki en buyuk "seyin" ne oldugunu dusunuyorsunuz sorusuna cevabi: Bence insanlar daha Internetin ne kadar guclu oldugunun farkina varamadilar. Bence Internet insanlara zaman ve mekan farki olmaksizin satis yapma olanagi sunacak. (Kitap 1997 basim, roportaj da buyuk ihtimalle 1995 civarlari) Tarih de hic boyle bir sey gerceklesmedi.Dunyanin her tarafindaki aracilara muthis baski binecek. Artik bir urun icin yuksek fiyat koymak cok cok zor olacak, cunku fiyatlari karsilastirma gucumuz olacak. Ve iste isletmeler icin gercek meydan okuma o zaman baslayacak. Ve onumuzde oyle bir teknoloji varki insanlarin yasayislarinda, toplumun organize olmasinda inanilmaz etkileri olacak.
Simdi ben bunu niye yazdim? Artik kredi karti degisimin cok daha cabuk olacagina inandigim icin, sandigimdan daha cabuk. Bir de Fred Smith'in bizden 10 sene once ne kadar hakli oldugunu vurgulamak icin.Farketing'de gordugum Scanbuy beni bu kredi karti konusunda iyice dusunmeye sevkediyor. Daha once yazdigim Shotcode'dan sonra simdi de Scanbuy. Demosu da buradan izlenebilir. Bir yazilim sayesinde her hangi bir urunun barkodunu telefona okutup, online karsilastirma yapip, en ucuza nerede bulursak oradan urunu satin almaya yariyor. Bu teknolojiler sadece kredi kartini kaldirmakla kalmayip Fred Smith'in dedigi gibi yuksek fiyatli urun satisini buyuk olcude kisitlayacak. Mesela Migros'a girip urunu Gima'dan alabilecegiz ya da (buyuk ihtimalle) BIM'den. Her isletme koydugu fiyati revize etmek zorunda kalacak.
Ama gene de Onumuzdeki zamanlar girisimciler icin gelmis gecmis en iyi zaman olacak. (Fred Smith) Iste bunda kesinlikle hakli, kesinlikle...
Universite 2. siniftaydim yanlis hatirlamiyorsam. Girisimcilikle ilgilenmeye basladigim yillardi. Dunyada ve Turkiyede en basarili insanlar nasil basarili olmuslar, neyi farkli yapmislardi gibi konularda okuyup arastirmaya basladim. Yoksa hepsi dogustan zengin miydi? Herhalde en iyi okullarda okumuslardi gibi bir suru onyargi ile tabiiki. Dunyanin en zengin ikinci adami ORACLE'in kurucusu Larry Elison'un pohpohlanmayi bekleyen dunyanin en iyi universiteleriden birinin (Yale) o yilki mezunlarina verdigi akil dolu, muthis etkileyici konusmayi ilk o sene duymustum. Konusmayi bilmiyorsaniz lutfen okumadan devam etmeyin, hatta biliyorsaniz bile tekrar okuyun. Herhalde o zamana kadar dunyanin en buyuk sirketlerini yonetenlerin en az universite mezunu olduklarini dusunuyordum, oyle bir imaj vardi kafamda. Gercegin ise bu kadar dogrudan uzak oldugunu iste o anda anlamistim, hatta okuduklarima inanamiyordum, gidip kontrol ettim ve universiteyi bitirmezsen hic bir sey olamazsin akillari ile buyuyen bir neslin nasil kandirildigini anladim. Okulu birakmayi hic dusunmedim tabii, seviyordum cunku universiteyi.
Bugun "Yasayan Isletme Dusunurleri" Global 50 listesini gorunce bir insanin dunyayi etkilemesi icin ya profesor olmasi lazim ya da okulu terk etmesi lazim herhalde diye dusundum. Zaten cogunun bir iki kitabini ve ya biyografilerini okumustum. Listede ilk onda sekiz profesor, 1 universiteden terk var(Bill Gates) . Bir de kimya doktoru Jack Welsch. On birinci sirada ise . universiteye adimini bile atmamis on bes yasinda okulu birakan Richard Branson vardi. Evet, universite terkler dusunurler listesine girmeyi basarmisti ama zenginler listesinde profesor goremiyorduk.
Universite okumak onemli miydi gercekten? Okumasak olur muydu? Bu soruya cevabim soyle gelisti: Universite benim gozumde onemli ama eger o zaman kafamda gerceklestirmek isteyecegim is fikirleri olsaydi hic dusunmeden birakabilirdim. Eger universitede diploma verilmeseydi gene de gider miydim? Dedim ya, o anda bir is fikrim olmadigi icin giderdim. Iyiki de gitmisim. Steve Jobs (Apple'in kurucusu) Stanford'daki mezuniyet konusmasinda universiteyi birakma kararim hayatimda verdigim en iyi kararlardan biri diyordu.Konusma buradan izlenebilir. Universiteyi biraktim, istedigim derslere girdim, istediklerime girmedim diyordu. Hondanin kurucusu Soichiro Honda da idol olarak gordugu Thomas Edison gibi okulu erkenden (15 yasinda) birakip oto tamirciligine baslamisti. Ingilteredeki "Cirak"in finaline dunyanin en iyi universite (Cambridge, Oxford, London School of Economics) mezunlarindan degil hic universiteye gitmemis iki bayan cikiyordu. Ve sonunda Ingiltere'nin en zenginlerinden Sir Alan Sugar, kendisi gibi 16 yasinda okulu birakan adaylarin en genci 26 yasindaki Michel'i cirak secmisti. Universite mezunlari zamanlarinin cogunu planlamaya ayirirken is yapmaya zaman bulamayip, adeta aldiklari egitimi dezavantaja ceviriyorlardi. (Turkiyedeki seriyi de lise mezunu bir gencin kazandigini hatirlatayim bu arada.) Ornekler saymakla bitmez. Ama benim anlatmak istedigim bunlar istisna degil, gercegin ta kendisi, gozlerimizin biraz acilmasi acisindan...