Coşkun Büktel, Acar Burak Bengi’nin “Tolstoy’un Cevabı” (E Yayınları, 2005) adlı “kritik” kitabını değerlendiriyor. Yazının Büktel tarafından editoryal nedenlerle kısaltılmış bir versiyonu Cumhuriyet’in kitap ekinde (15 Aralık 2005) çıkmıştı. Bu “kritik” yazının tam metni, ilk kez olarak, yayınlanıyor.
PANZEHİR KİTAP: “Tüm Dinlere ve ‘Müslüman Tolstoy’ İddialarına TOLSTOY’un CEVABI”
Yazan: Coşkun BÜKTEL
“Hakikat insanlar için ne kadar acı olsa da, hakikati söyleyin!”
Hz. MUHAMMED
“Hikayemin –tüm benliğimle sevip tüm güzelliğiyle çizmeye çalıştığım, dün, bugün ve yarın hep güzel olan– kahramanı Hakikat’tir.”
Lev Nikolayeviç TOLSTOY
Yalanın bir tür zehir olduğunu kabul edersek, Acar Burak Bengi’nin, Kasım 2005’te, E Yayınları’nda çıkan, “Tüm Dinlere ve ‘Müslüman Tolstoy’ İddialarına, TOLSTOY’un CEVABI” adlı kitabını da bir tür panzehir olarak kabul edebiliriz.
Acar Burak Bengi’yi bir kitap yazmak zorunda bırakan kitabın adı, “Hz. MUHAMMED” idi ve Karakutu Yayınları tarafından basılmıştı. Kitabın kapağında, en üstte ve koskocaman harflerle, yazarın adı yer alıyordu: TOLSTOY.
Tolstoy’un Hz. Muhammed hakkında bir kitap yazmış olduğunu zannettiniz, değil mi? Yanıldınız. Bu, Tolstoy’un Hz. Muhammed hakkında yazdığı bir kitap değil, onun Hadislerinden yaptığı küçük bir seçmeyi (derlemeyi) içeren bir kitap.
Kitabın aslı
Karakutu Yayınları’nca basılan “Hz. MUHAMMED” adlı kitabın Rusça orijinali, 1910’da, Tolstoy tarafından (kendi yayınevinde) basılmış. 1910 tarihli bu Rusça orijinalin kapağını ve tam metnini, açık ve okunur olarak, (ancak ve yalnızca) Acar Burak Bengi’nin “TOLSTOY’un CEVABI” adlı kitabında sunduğu fotokopilerde görüyoruz:
Kitabın 1910 tarihli orijinalinde, kapağın en üstüne büyük harflerle ana başlık yazılmış: “MUHAMMED’İN HADİSLERİ”. Ana başlığın altında daha küçük harflerle bir alt başlık var: “Kur’an’a Girmemiş Olanlar”. Alt başlığın da altında “Derleyen: L. N. Tolstoy” ibaresi yer alıyor. Evet, Tolstoy’un bizzat kendi yayınevinde yayınladığı kitabın adı “MUHAMMED’İN HADİSLERİ”. Bu kitabın kapağında Tolstoy’un adı “Derleyen” olarak geçiyor.
Peki ama, Hz. Muhammed’in “tekmil” hadislerini Arapça asıllarından yapılmış çevirileriyle okumak imkânına sahip Türk okurların, bu hadisleri (üstelik hepsini değil, çok azını) Tolstoy’dan öğrenmeye ihtiyaçları var mı? Yok. Tolstoy’un, 1910’da, Ruslar için “derlediği” (yazdığı değil, “derlediği”) bu küçük kitapçığın, orijinal biçimine sadık kalınarak basılsa, Türkiye’de satılma şansı yok.
Bir satış taktiği: “GİZLENEN(!) KİTAP”
O halde, bu kitabı “satıcı” hale getirmek için ne yapmak gerek? Tabii ki, bir biçimine getirip, onu sansasyonel kılmak gerek. Karakutu yöneticileri, kitabı sansasyonel (yani “satıcı”) kılmak için, her yöntemi kullanmışlar:
Her şeyden önce kitabın bir derleme kitabı olduğunu hiç değilse “vitrinde” (yani ön kapakta) gizlemeye karar vermişler. Tolstoy’un adını kitabın derlemecisi gibi değil, kitabın yazarı gibi, ön kapağın en üstüne ve koskocaman harflerle yazmışlar. Kitabın bir Hadisler derlemesi olduğu hiç değilse “vitrinde” belli olmasın diye, kitabın orijinal adından Hadislerle ilgili ifadeyi çıkarıp, kitabı sadece “Hz. MUHAMMED” adıyla yayınlamışlar. Böylece, “vitrine” bakmakla yetinen kişilerin, kitabı, Tolstoy tarafından yazılmış bir Hz. Muhammed incelemesi veya biyografisi zannetmeleri sağlanmış.*
Peki, Karakutu yöneticileri bununla yetinmişler mi? Hayır! Kapaktaki Tolstoy adının hemen altına, küçük harflerle şu ibareyi yerleştirmişler: “Ünlü Rus Yazar’ın İslam Peygamberi ile İlgili Kayıp Risalesi” Kayıp mı?! Vay canına! Çok enteresan! Oysa, “ne kadar acı olsa da, hakikati söyleyin!” diyen İslam Peygamberinin öğüdüne uysalardı, Karakutu yöneticileri ibareyi şu biçimde yazacaklardı: “Ünlü Rus Yazar’ın İslam Peygamberi Hadislerinden Yaptığı Derleme”.
Peki, Karakutu yöneticileri, “vitrinde” kitabın Hadisler derlemesi olduğunu gizlemek ve kitabı Hz. Muhammed’le ilgili “Kayıp Risale” diye sunmakla yetinmişler mi? Hayır! Kitabın ön kapağına, başlığın altına, kalın ve kırmızı bir şerit içinde, koskocaman majüskül harflerle “GİZLENEN KİTAP” diye gayet çarpıcı bir ibare daha yazmışlar.
“Gizlenen Kitap” mı? Acaba kitabın aslında Tolstoy tarafından yazılmadığını okurlardan gizlemeye çalıştıkları için mi “Gizlenen Kitap”? Acaba kitabın aslında bir Hadisler derlemesi olduğunu okurlardan gizlemeye çalıştıkları için mi “Gizlenen Kitap”? Acaba neden “Gizlenen Kitap”? Artık bu “esrarengiz” kitapla ilgilenmemek mümkün mü? Değil. Mecburen, bu “Gizlenen Kitabı” elinize alıp incelemeye başlıyorsunuz.
“Lev Molla-yeviç Tolstoy”
Arka kapağa baktığınızda, oradaki yazıların tamamını okursanız, evet, kitabın bir Hadisler derlemesi olduğunu anlıyorsunuz ama, geçmiş ola!.. Çünkü bunu anlayıncaya kadar, arka kapağın en görünür yerinde, daha önemli bir başka sürprizle karşılaşıp, zokayı çoktan yutmuş oluyorsunuz. Çünkü arka kapağın en üstünde, bir Tolstoy fotoğrafının hemen yanında, size, Tolstoy’un ağzından, Tolstoy imzasıyla, Müslümanlığı öven şu sözler sunuluyor:
“Bunu söylemek ne kadar tuhaf olsa da benim için Muhammedilik, Haça tapmaktan (Hristiyanlık’tan) mukayese edilemeyecek kadar yüksekte duruyor. Eğer insan, seçme hakkına sahip olsaydı, aklıbaşında olan her bir insan, şüphe ve tereddüt etmeden Muhammediliği; tek Allah’ı ve onun Peygamberini kabul ederdi.”
Vay namussuz KGB!
Tolstoy’dan yapılan alıntının altında, Karakutu’nun arka kapak yazısı var. Yazıda Tolstoy’un Müslüman olduğu iddia edilerek, ön kapaktaki “Kayıp Risale” ve “Gizlenen Kitap” ibarelerine şu satırlarla açıklık getiriliyor:
“Rus halkı ve özellikle Rus aydınları, L. N. Tolstoy’u ilahi bir kuvvete sahip gibi seviyorlardı ve onun İslamiyeti kabul etmesinin duyulmasının Rus toplumu içinde İslam’a güçlü bir akım başlatabileceğini biliyorlardı. Bu yüzden de Tolstoy’un Hz. Muhammed’in hadislerinden derlediği kitapçığını KGB gibi Rus istihbarat birimleri gizli tutmaya, unutturmaya ve basılmasını engellemeye çalışıyorlardı.”
İyice meraka kapılıp (bir başka deyişle “oltaya takılıp”) kitabı karıştırmaya başlıyor ve belki de, Önsöz bölümündeki (sayfa 7) şu cümleyi de okuyorsunuz:
“Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde L. N. Tolstoy’un eserleri tekrar tekrar basılırken ‘Muhammed’in Kur’an-ı Kerim’e Girmeyen Hadisleri’ derlemesi nedense hiç yayımlanmamıştır.”
Karakutu’nun “karakuşi” iddiaları
Vay canına! Tolstoy meğerse Müslümanmış! Neden hiç haberimiz olmadığı anlaşılıyor. SSCB döneminde kitap KGB tarafından sansür edilerek, yıllarca gizlenmiş, unutturulmaya çalışılmış. Vay namussuz Ruslar!
Artık zokayı yutup oltaya takıldığınız için, gişeye doğru “çekiliyorsunuz”. Sizde ilgilendikleri tek şeyi, “paranızı” alıp, sizi elinizde kitapla gönderiyorlar. Avlandınız. Sizinle artık, kılçıkla ilgilendiklerinden daha fazla ilgilenmiyorlar. Evinize gidiyor ve kitabı okuyorsunuz. Parasal olarak avlanmakla (yani tavlanmakla) kalmıyor, ön kapak ile arka kapak arasında yer alan gerçek dışı ve tahrif edilmiş bir sürü malumatla da ayrıca etkileniyorsunuz.
Peki bu kitaptan etkilenen insanların sayısı nedir?
Künye sayfasından öğrendiğimize göre, kitap, ilk kez, Mayıs 2005’te, 10 bin adet basılmış. Ekim 2005’e kadar 8 baskı yapmış ve her baskıda yine 10 biner adet basılmış. Korsan baskıları da hesaba katarak, kitabın 100 bin adet sattığını ve birkaç yüz bin kişi tarafından okunduğunu tahmin edebiliriz. (Şimdilik.)
Türkiye’de bir “Tolstoyolog” var
Bu rakamlar, Acar Burak Bengi’nin yazdığı “TOLSTOY’un CEVABI” adlı “panzehir” kitabın ne kadar önemli bir misyon gerçekleştirdiğini göstermeye tek başına yeterlidir. Bengi, dünya edebiyatının en büyük devlerinden biri olan Tolstoy hakkında, koca bir ülkenin dezenformasyona uğratılmasına, ülkedeki tek “Tolstoyolog” olarak, tek başına karşı çıkıyor.
Örneğin ne yapıyor? Karakutu’nun ön kapakta sunduğu “Kayıp Risale” ve “Gizlenen Kitap” ibarelerini ve “KGB gibi Rus istihbarat birimleri gizli tutmaya, unutturmaya ve basılmasını engellemeye çalışıyorlardı.” teranelerini, kaynak göstererek yalanlayıp, bir fiskede tarumar ediyor.
Acar Burak Bengi’nin “Tolstoy’un Cevabı” adlı kitabından öğreniyoruz ki, Tolstoy’un ‘Muhammed’in Kur’an-ı Kerim’e Girmeyen Hadisleri’ derlemesi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde “yayınlanmıştır”.
Bengi’nin kitabından öğreniyoruz ki: SSCB döneminde, Tolstoy’un bütün eserleri, en basit gündelik notları ve müsveddeleri bile içeren 90 ciltlik bir külliyat halinde yayınlanmıştır. Bu 90 ciltlik külliyatın yayınlanması 1928’te başlamış, 1958’de sona ermiştir. Tolstoy’un ‘Muhammed’in Kur’an-ı Kerim’e Girmeyen Hadisleri’ derlemesi, külliyatın 40. cildindedir.
Bengi sayesinde anlıyoruz ki: Karakutu Yayınları’nın yöneticileri, Türkiye’de Acar Burak Bengi gibi bir “Tolstoyolog”un bulunabileceğine ihtimal vermediklerinden, meydanı boş zannettiklerinden, Rusça’daki 90 ciltlik koskoca Tolstoy külliyatını görmezden gelerek, Türk okurlarından gizleyerek (yani KGB’ye yakıştırdıkları ‘halktan gizleme’ suçunu bizzat kendileri işleyerek) Tolstoy’un “derlediği” Hadisleri, Türk halkına “Kayıp Risale” ve “Gizlenen Kitap” diye sunmuşlar. Aslı olmayan bu sansasyona, bir de “Tolstoy’un Müslümanlığı” temasını katmışlar. Bu temayı güçlendirmek için, kitaba Tolstoy’un derlemediği Hadisler ekledikleri gibi, Tolstoy’un derlediği Hadislerden bazılarının anlamını da bozmuşlar. Yani “ne kadar acı (ve az kârlı, CB) olsa da hakikati söyleyin” şeklindeki öğüde aldırmayarak, hakikate sadık kalmayı umursamayarak, kitabı yüz bine yakın satmayı başarmışlar(!)
Hakikate sahip çıkmak
Acar Burak Bengi “TOLSTOY’un CEVABI” adlı kitabında, Karakutu’nun “karakuşi” iddialarını (niteleme Bengi’ye ait) orijinal belgelerle ve gayet yaratıcı akıl yürütmeleriyle, birer birer çürütüyor. O iddiaları dalga vurmuş kumdan kaleler gibi yıkıp darmadağın ediyor. Karakutu’nun belgeler üzerinde yaptığı “akıllara zarar” tahrifatı, bir edebiyat detektifi gibi iz sürerek, deşifre ediyor. “Tolstoy’un Müslümanlığını” kanıtlamak amacıyla Karakutu tarafından yanlış yorumlanarak, yanlış yansıtılarak, sansürlenerek Hadisler kitabına eklenmiş mektup ve anekdotları, sağlam bir mantıkla değerlendirip asıllarına rücu ettiriyor. Çeviri ve aktarma esnasında yapılan yanlışları (Rusça çevirmeni Mazlum Beyhan’ın da desteğiyle) saptayıp hakikate sahip çıkıyor. Tahrifatı teşhir edip, saptırılan hakikatleri ıslah ediyor. Lev Nikolayeviç Tolstoy’u (Bengi’nin enteresan benzetmesiyle söylersek) “Lev Molla-yeviç Tolstoy”a dönüştürmeye çalışan Karakutu Yayınları’nın pragmatik yayıncılık anlayışına karşı, okurları bilgili, donanımlı, haberdar, uyanık ve “bağışıklı” kılıyor.
Acar Burak Bengi, “TOLSTOY’un CEVABI” adlı “panzehir” kitabında, ülkemize egemen olan “karakuşi” yayıncılık anlayışını teşhir etmekle yetinmiyor. Tolstoy’un din konusundaki (onu aforoz eden Kilise taassubuna ve Karakutu’nun “Müslüman Tolstoy” imajına) aykırı görüşlerini, açık, berrak ve yaratıcı bir dille betimleyen Bengi, “özel” ama gayet net bir Tolstoy portresi çiziyor. Tolstoy’u, “özel” bir yönüyle de olsa, Türkçe’de ilk kez, “anlaşılır” kılıyor. Sonuçta, Robinson Crusoe ya da Don Quijote gibi herkesin okumaya gerek duymadan bildiğini ve tanıdığını sandığı Tolstoy hakkında, ezber bozan, dudak uçuklatan, yepyeni ve “özel” bir perspektif sunuyor.
Şu sırada, Tolstoy üzerine, yaklaşık 400 sayfayı bulacak “genel” ve kapsamlı bir inceleme kitabı yazmakta olduğunu bildiğimiz Acar Burak Bengi, “TOLSTOY’un CEVABI” adlı bu “özel” kitabıyla, Tolstoy’un fikir dünyasına farklı bir kapı aralayarak, Türk edebiyatına gayet zihin açıcı, gayet anlamlı ve önemli bir katkı yapıyor.
* “Hz. MUHAMMED”in Önsöz bölümünde (sayfa 11) kitabın orijinal adının niçin değiştirildiği şöyle açıklanıyor:
“Bizce bu isim (yani orijinal isim: “Hz. Muhammed’in Kur’an-ı Kerim’e Girmeyen Hadisleri”. CB) yanlıştı. Çünkü Kur’an, Allah kelâmıdır. Hadis ise Hz. Muhammed’in sözleridir. Doğrudur, Hz. Muhammed, seçilmiş bir kuldur ama yıne de kuldur. Bu konuda biz de, Tolstoy’un risalesinin isminin ‘Hz. Muhammed’ olarak sunulmasının daha doğru olduğunu düşündük.”
Seçilen ismin “daha doğru” değil ama “daha satıcı” ve “daha yanıltıcı” olduğu kesindir. “Daha doğru” bir isim aransaydı, belirtilen sakıncayı gidermek için, Kur’an-ı Kerim’e Girmeyen” ibaresinin çıkarılmasıyla yetinilerek, orijinal isim şu hale getirilebilirdi: “Hz. MUHAMMED’İN HADİSLERİ”. Böylece, kısaltmaya rağmen, kitabın adı, kitabın “hakiki” hüviyetini gizlememiş olurdu. Ama belli ki, Karakutu “daha doğruyu” ya da “hakikati” değil, (yanıltıcı da olsa) “daha satıcıyı” aramış.
Mail:
buktel@yahoo.com