Binboğa.net iletişim

 

 

 

E-Mail

 

 

turna@binboga.net

 


 

 

 

 

BİNBOGA FORUM

 

GEÇİCİ BİR SÜRE İÇİN

 

DURDURULMUŞTUR


 

 

Okurdan

 

Binboğa Haber

 

Etno - Kültür

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ozanlar-lamlar

 

 

 

Kıtabxane

 

 Doğa ve İnsan

 

 

 

 

 

Tarih ve Tanıklar

 

Köylerimiz

Insânè Qamıl

 

Dillerimiz

 

 

Etıqat û İnanç

Hayata Dair

Linkler

Haritalar

 


Mehmet SAYGILI

Bizim Oralar


Ali KUTLU

 

Özümüzü Unutmayalım

 

 


Hasan KAYA

 

 Saklı Öyküler

 

 


Aziz TUNÇ

 Seçimlere İlişkin      

 


Ali EKBER

Kürt Sorunu ve CHP-MHP

 


Ahmet GÜVEN

 Cem Xane

 


          K. HASAN

      Çırtım Üzüm

 


Sarkis AVEDİS

 

Bir Ulusun Katli..1-2-3

 

 


Arada Bir Yazanlar


 

 Nilo KUTLU

 

Unutmak, Unutulmak

 

 

 


                              Döndü GÜLBASTI

   

 

   Çocuklarımız

 

 


 

 

Binboğa.net'ten Yazılar

 

 

 



DOSYA-1


 

 

Sevê Evin ÇİÇEK

 

KOÇGİRİ

 

Jenozidi

ve

 

DERSİM 38

                             *****

 

Koçgirili yazar Evin Ciçek'i yaptığı değerli calişmasından dolayı kutlarız, bunu binboğa.net sitesiyle paylaştığı için de ayrıca teşekür eder çalışmalarından başarılar dileriz.bin/edt


 

DOSYA-2


                   

Genelkurmay

 

 Belgelerinde

 

 

1937-38  

 

Dersim katliamı.

 

 

 

Taylan ESMER

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

RADYODİNLE

Zazaki-Kurmanci-Türkçe

 


 

 

Şiir...


 

 

Onu Hatırladıkça,
 
"Erkek adam ağlamaz".
 Ağlarım...
Hatırladıkça onu,
Sert ,haşin,çelikten bükülmeyen...
O madenden değilim ben,
Ağladım...
Hatırladıkça onu,
Kopar içimden birşeyler,
Tam yirmidokuz yıl
Hergün yanar yüreğim.
Ağlarım...
Unutmadım...
Ayıptır,erkeğin ağlaması...
Bilirim, yakışmaz töremize,
Yüreğim yanar,
Gözlerim dolar,
Uyuyamam geceleri,
Ağlarım...
Onu hatırladıkça,
 
Hüzün,keder dolar içim.
Onu hatırladıkça,
Kâbustur her anım ,
onu hatırladıkça,
Ağlarım...
Unuttum gülmeyi.
Hiç unutmadım.
Orayı...
Unutmak istedim,
Onu hatırladıkça,
Mekan tuttu yüreğimde gittikçe,
Unutamadım.
Yüreğim yanar,
Gözlerim dolar,
Uyuyamam geceleri
Onu hatırladıkça,
Anadır,babadır,
Yürek yürektir...
Ne fark eder?
Gözlerim dolar,
Uyuyamam geceleri,
Kalbim zorlanır,
Onu hatırladıkça,
Ağlarım...
Can verdi...bazıları,
Bizden birer parça.
İçim yanar...
Gözlerim dolar,
Uyuyamam geceleri,
Onu hatırladıkça,
Ağlarım...
Ayakta onlarca insan,
Sıra sıra...
Gözler bağlı,
Eller kelepçeli,
Çocuk,genç,yaşlı...
Her yaşta insan,
 
Çığlık çığlığa bağıran,
Yeri,göğü inleten,
Dört aylık olgun bir insan,
O yaşlı bir bebektir!
Yüreğim yanar ,
Gözlerim dolar,
Uyuyamam geceleri,
Onu hatırladıkça,
Herkesin,
Gözü önünde...
Bağırdıkça dört aylık can,
İşkenceci der devam
 
Konuş! konuş! o....u,
Dört  aylıktır O!
Uyuyamam geceleri,
Gözlerim dolar,
Yüreğim yanar,
Ağlarım...
Onu hatırladıkça,
Yirmidokuz yıl oldu.
Unutamadım.
Ağlarım...
10.08.2009/Ali

 


 

Türkiye'de

 

BU SİTEYE ERİŞİM ENGELLENMİŞTİR


 

BASINA VE KOMUOYUNA DUYRULUR...tıklayın

Ankara 11. SULH C. M., 08/02/2008 tarih ve 2008/154 nolu kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.

 


 

Bir okurumuz bildiriyor

Engellenen sitelere girmek Mümkün!

Çağın en önemli iletişim araçlarından olan internette maalesef ortaçağ kafalı yetkililer tarafından sansürlenebiliyor. Özellikle ülkemiz yöneticilerine ait olan bu sansürleme biçiminin aşılması için de karşı yönden teknolojiyi geliştirmek mümkün. Bilim ve Gelecek dergisinin portalından aldığım bilgilere göre onlarca site Binboğa net in uğradığı aynı tür saldırılara maruz kalmış. Ama bu sitelere bir biçimde ulaşmak mümkün. http://vtunnel.com/ adresine girildikten sonra, yasaklanan site için ayrılan bölüme site adı yazılacak yere adını yazarak ulaşmak mümkün. Türkiyede yaşayanlar bunu deneyerek öğrenebilirler... Bu sayede, Binboğa net e de ulaşmak mümkün olur sanırım. İyi çalışmalar...

Harabi Tarih: Sal Ksm 04, 2008

 


 


 

 

 

 

Kültür Sanat

 

Dergilerin'de Bu Ay

 



 

 

 

Munzur Dersim

 

Etnoğrafya Dergisinin

 

yeni sayısı,

 

 çıktı.

 

 

 

 

 

 

 

 

9 yıldır yayın hayatına devam eden   Munzur dergisinin yeni sayısı çıktı. Dersim etnograya dergisi olan Munzur'un 32.sayısında yine önemli araştırmalar yayınlanmış.

Derginin bu sayısında  Kızılbaş Pirlerinden 
Nesimi Kılagöz  ile "Yaratılış Üzerine" yapılan söyleşi oldukça dikkat çekici. Pir Kılagöz, Kızılbaş mitolojisinde yaratılış yeri ve öneminden bahsediyor.   Dergide   Dersim geleneklerinden Gağan, Dersim  Tertelesi ve Seyit Rıza üzerine yazılan yazıların yanı sıra  Hüseyin Çakmak'ın Dersimce (Kırmancki) yazdığı Sanıka Meske (Meskeni nin hikayesi) inceleme konuları olarak işlenmiş.

 

 

 

 

Derginin 32. sayısına Ankara'da bulan Kalan Yayınlarından ulaşabilirsiniz.

İletişim:

Kalan Yayınları
Çankırı Cad. Yiba Çarşısı ,45/381 
Ulus- Ankara
Tel: 0312 324 04 20


e-mail:
munzurdergisi2000@yahoo.com

 

 

 

 

*****

 

 

 

 

Milliyet Sanat, nisan sayısının büyük bölümünü bu yıl 28. kez düzenlenen Uluslararası İstanbul Film Festivali’ne ayırdı. 

 

 

Popüler Kültür dergisi Esmer, kapağına Mahsun Kırmızıgül ve Yılmaz Güney’i taşımış ve eklemiş:

“Tew lo loo Mahso da güneşi görmüş”.

*****

Evrensel Kültür, son sayısında birçok farklı konuyu ele alıyor.

Bol Oscar ödüllü “Slumdog Millioner” filmine eleştirel bir bakış, Dostoyevski’nin “Yeraltı Adamı” üzerine kısa bir deneme, Genco Erkal’la “Marx’ın Dönüşü” üzerine söyleşi, Sennur Sezer’den Fatma Aliye yorumu, Darwin’in sanata yansımaları, Nisan sayısının dikkat çeken konuları. 

*****

 

 

Sanat ve Hayat, sanatçı firarları ve firar filmlerini ele aldığı dosya konusuyla çıktı bu ay.

Çok sevdikleri ülkelerinden ayrılmak zorunda kalmış aydınlarımızdan Sabahattin Ali, Yılmaz Güney ve Nazım Hikmet’in firarlarını Sait Çetinoğlu, Hasan Kıyafet ve Emin Karaca kaleme almış.

Bunları Doğan Durgun’un “firar filmleri” konulu yazısı tamamlıyor.

 

 

Bin/Net

 

 

 


 

 

Sample Image
Kırkısrak Kültür Sanat Dergisi 2. Sayısı Çıktı
 

Ahmet GÜVEN


TİROJ

YENİ SAYISI

 

 

İki ayda bir çıkan Kürtçe ve Türkçe yayın yapan Tiroj dergisinin


OZAN EFKARİ

Binboğa'da başka bir ses


KOÇGİRİLİ

 

Cemal KOÇGÜN'ÜN

 

 

 


Ozan

Yılmaz Savaş

 

 





Binboğa.net sitesi etnoloji-antropoloji içerikli, tarihi ve kültürel kazılar yapan bir enternet

dergisidir.

Sayfaları düzenli aralıklarla yenilenir.


 

Ez Kerbela ji bîrnakim

 

                                                                                       Maksu   

Keç û xorten ciwan birin

Bi hezaran wenda kirin

Ew Seyîd Rizayê şirin

Ez Dersimê ji bîr nakim

 

Şewitandin ji xwe hîştin

Destê xwe bi xwîne şuştin

Zikê dayikan qelaştin

Ez Maraşê jî bîr nakim

 

Ew qetilên dest bi xwîn in

Ew bê îman û bê dîn en

Insanan dişewitînin

Ez Sewasê ji bîr nakim

 

Asıl adı Ali Matur olan Maksudi, 1958 yılında  Pazarcık kazasının Maksutuşağı köyünde doğdu.



 

Mehmet SAYGILI: Bizim Oralar

Ali EKBER: Kürt Sorunu ve CHP-MHP

Döndü GÜLBASTI:Çocuklarımız

Ali KUTLU:Özümüzü Unutmayalım

K. Hasan: Çırtım Üzüm

Nilo KUTLU:  nutmak, Unutulmak

Ahmet Güven: Cem Xane

 

 



Evren'in eşi Dersim'den mi?

 

1938 yılının Dersim'i bugünün Tunceli'sinde yaşanan olayların ardından ailelerinden koparılan kız çocuklarının izini süren yazar ve yönetmen Nezahat Gündoğan çarpıcı öykülere ulaşmış. Gündoğan bu öyküleri belgesel yapıyor

Nezahat Gündoğan... 1937-38 yılları arasında Dersim olarak bilinen bölgede yaşananları ve o dönem onlarca çocuğun devlet tarafından ailesinden, köyünden koparılarak evlatlık veriliş öykülerini araştırmak için yola çıkmış bir Dersimli. Bugün yaşları 80 ile 85 arasında olan 10'dan fazla kayıp kız çocuğuna ulaşan Gündoğan, yaşanılan bu dramı yine o kayıp kız çocukların ağzından kayıtlara geçmek için bir belgesel hazırlıyor. Gündoğan, bizi kırmayarak kamuoyuna sunulduğunda çok ses getireceğine inandığı o belgeselden bazı ipuçlarını anlattı.


Nereden geldi bu belgeseli hazırlamak aklına?

Köken olarak Dersimliyim. Hep 1938 ve sonrasına dair trajik hikâyeleri dinleyerek büyüdüm. Yaşadığımız ülkede insanların yazılmayan tarihlerine karşı bir duyarlılığım var. Dersim tarihi üzerine bir çalışma yapıyorum yaklaşık üç senedir. Ancak benim filmimde esas üzerinde durduğum bu tarihsel süreci başlı başına ortaya kurmak değil, bir arka planı anlatmak. Üzerinde asıl durduğum konu 1938'de katledilenler, sürgüne gönderilenlerin yaşadıkları dramları dışında bir de o dönem çocukların yaşadığı dramlar. O dönem aileleri öldürülen ya da ailelerinden zorla alınan çocuklar. Özellikle de kız çocukları. Bunları anlatmak istiyorum.Devamı
 

Bizim Oralar

Mehmet Saygılı

Bugün Gözpınar’da gördüğüm bir olaydan bahsetmek istiyorum.
Gözümle gördüm, az bir süre de olsa cemaatlarına  katılıp, orada bulunanlarla merhabalaştım.
Olay şu; köyün önündeki okul binasını bilirsiniz. İşte o okul binasının açılışını ben yapmıştım.
O okul binasının yol tarafında, Şuko’nun evinin önünde bir pınar vardır.
Yerden bulgur bulgur kaynayan  buz gibi bir su.
İşte o pınarın oralara sandalya atmışlar, bir,  iki , on değil herkese yetecek kadar sandalya.
Yaz günü; hava sıcak. Köyde olan herkes geliyor; ister gündüz, ister gecenin herhangibir saatında uykusu olmayanlar gelip o sandalyalara oturuyorlar.
Hakiki köy meydanı, köy havası. Devamı

 

 

Kürt müzisyenleri Kürdistan'ı anlatıyor

 

 

 

 

İzlemek için tıklayın:

Bero Bass ft. Sivan Perwer & Xatar - Blick Richtung Sonne

 

 

 

 

 


 

Kızılbaş Olmak

Xaki G. Bargin

İnsanın insan olma süreci kendisini bir kimlikte ifade etmesini zorunlu kılar. Kimliksiz bir insanın varlığından bahsedemeyiz. Sosyal anlamda var olmak kimlikleşme ile gerçekleşir. Dünyayı kavramanın diğer adı adlandırmadır. Adlandırılmayan bir şey, varlık olarak yok sayılır. Bir şey adlandırılınca var olur. Kimlikler, doğuştan gelen organik parçalarımız değil, kurgulanan ve içselleştirilen, içselleştikleri zaman birey ve toplum açısından bir kutsiyelik kazanan kurgulardır. Bu anlamda kimlikler dünyevi olmalarına karşın kutsal karekter gösteren sosyal olarak kurgulanmış gerçeklerdir de.

Bu kurgular önce yaratılır, sonra adlandırılırlar ve en sonunda da içselleştirilerek varlığımızın bir parçası haline dönüşürler. İçselleşerek parçamıza dönüşen bu kurgular bütünümüzü ifade ederler. Karşılıklı bir iletişim sonucu bir somutluk kazanarak var olurlar, toplumsal onaydan sonara da dokunulmazlık zırhına bürünerek kutsal özellikler kazanırlar...Devamı


Ülkede 12 Eylül’ün Bilançosu

Bin/Net

12 Eylül 1980 sabahı devlet televizyonu darbeyi "Aziz Türk milleti! Türk Silahlı Kuvvetleri, İç Hizmet Kanunu'nun verdiği, 'Türkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma görevini, yüce Türk milleti adına, emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur." Şeklinde duyurdu. Resmi rakamlara göre darbenin sonuçları ..

650.000 kişi göz altına alındı

1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

7 bin kişi için idam cezası istendi.

517 kişiye idam cezası verildi.

Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).

İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.

71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
Devamı


Yeni Dersim Fermanı!

Dursun Ali Küçük

Bu kez Dersim’i başka bir planla ve çok sayıda baraj yaparak, yağdan kıl çekme misali sinsi bir politika ile yok etmeye çalışıyorlar.
Ben bu barajları yeni bir 38 ve yeni bir Tertele olarak görüyorum.
Buda Dersim için yeni bir yok etme FERMAN’ıdır.
Dolayısıyla hakkımızda çıkarılan ferman devam ediyor.
Bu barajlarla Munzur’un, Pülümür, Harçik ve Peri’nin özgür ve doğal akmasını durduracaklar.



Yeni bir ferman nereden çıktı demeyin.
1938 soykırımının TERTELE olduğu konusunda Dersimliler hemfikirdir.
Dersim’de belirtildiğine göre 8 tane barajın yapılması planlanmıştır.
Uzunçayır barajının açılışı başladı, sular Mamekiye(Dersim merkez) doğru ilerliyor.
Munzur, Harçik, Pülümür ve Peri Suyu üzerinde yapılacak diğer barajların yapımı devrede bulunuyor.
Bu şu demek: Dersim bölgesinin eski haritası sular altında bırakılıyor. Dolayıyla bundan Elazığ’a bağlı Karakoçan ve Bingöl’e bağlı Kiği ve benzer payını alıyor. Geniş bir coğrafya sular altında bırakılarak yok ediliyor.
1938 ile istedikleri sonuca gitmediler. Epey yıl sonra Dersim yine direnişe ve mücadeleye merkez oldu. Özgürlüğe ve bağımsızlığa olan tutkusunu ortaya koydu.
Devamı


 

Alevilikte inanç, ahlak ve hukuk sistemi

Alevi inancı, temelden ateş, toprak, hava ve su; yani dört ana sır içinde doğa sevgisini kutsarken, “72 millete” aynı nazardan bakma şiarı ile ezilen tüm varlık ve canlılardan yana tutum almaktadır.

Alevi hukuk sisteminin temelinde “Varlığımıza, birliğimize, dirliğimize” şiarı altında huzur, barış, kardeşlik (can cana olmak) ve dayanışma vardır; bir nefsin terbiyesine benzer olarak kin, düşmanlık, dedikodu ve bencillik yoktur. Alevi inancı, temel kaynağı olan insan sevgisinin temelinde yer aldığı “Gökte aranan yerdedir“ yani, “Tanrı insandadır“ mantığı içinde inançsal ve toplumsal yaşam tarzından dolayı diğer inançlardan farklıdır.

Zalime karşı direniş ve mazlumdan yana olmanın temel felsefesi içinde Alevi inancında günlük yaşamı düzenleyen kurallar ve sorumluluklar vardır. Alevi inancı, temelden ateş, toprak, hava ve su; yani dört ana sır içinde doğa sevgisini kutsarken, “72 millete” aynı nazardan bakma şiarı ile ezilen tüm varlık ve canlılardan yana tutum almaktadır. Fakat her toplumun maddi, bürokratik, hukuksal, dini ve ailevi kurallarının yanında toplumu yöneten ve yönlendiren ahlaki kurallar da vardır. Alevi inancında varlığını koruyan hukuk yapısı, tümüyle ayrı, özgün ve kendisine bir has özellik taşır. Alevi hukuk sisteminin temelinde “Varlığımıza, birliğimize, dirliğimize” şiarı altında huzur, barış, kardeşlik (can cana olmak) ve dayanışma vardır; bir nefsin terbiyesine benzer olarak kin, düşmanlık, dedikodu ve bencillik yoktur. Bu yanlış unsurlardan korunma ve doğru yol tutma temelinde Alevilik inancını anlamak için bazı yaşamsal ve toplumsal kuralları kısaca bir tanıtalım:
Deva


 

KAŞMER BE  BAK  HELE.....

Hüseyin

Merhaba qardaş hel bı buraya baksana, bu adam ne diyo  ya.

Aman ki aman, hele şuna bak nasıl olur ya, yok canım bir yanlışlık var.

Hele kardeş sen söyle ,bu doğrumu.

Ya bu adam ne diyor.

((Hayırdır be amca oldu ,niye bu kadar sıkıntılısın oldu.

Kime ne diyorsun ne anlatmak istiyorsun, ben anlamadım.

Hele gel  ha şuraya bir otur bakım, oluyor derdin nedir?.))

Bak evet ben hem Kürdüm hem de Alevi'iyim.

Vallahi bile da öyle.

Benim, babam rahmetli nede çok severdi Karaoğlan'ı.

CHP dedimi akan sular dururdu inan Allah' CHP için inan anamı dahi boşardı.Devamı


 

Kürt Sorunu Çözülüyor mu?
 
Ali
 
Bu sorunun cevabına evet/hayır demeden önce gelişmelerin gidişatına bakmak gerekir.
 
Herkesin bildiği  14 Nisan kararları var büyük Karakolun Baş kumandanı İlker Başbuğ' un açıkladığı.
"Bireysel haklar"diyor.Ve kesinlikle kollektif(ortak) haklar olmamalıdır.
Yani,halk ve millet olmaktan doğan, hiçbir hakkı içermemelidir.
Anadilden zorunlu eğitimden tutun,yerinde yönetime(ademi merkeziyetçilik) kadar birçok yapılanmayı
kapsamına almaktadır kollektif haklar.
Bunların olması halinde "üniter devlet "su alır denilmektedir.
Birinci mesajları budur Kürtlere verdikleri.
Kürt açılımı yada demokratık açılım bunları kapsıyor:..
Devamı
 


KÜRT SORUNU VE CHP-MHP

Ali Ekber

Bu yukarıdaki her iki parti de Kürtlerden,özelliklede Alevilerden oy almaktadırlar.

MHP,o kadar olmasa da,özellikle CHP’nin ayakta olma,varlığını sürdürebilme nedeni halen Alevilerin verdiği oylardır.

Peki CHP’ye oy veren Aleviler ve Alevi Kürtler,CHP’nin Kürt sorunun son günlerdeki tartışma biçimine,anlayışına evet derler mi?

Bin kere hayır,CHP’nin tutumu,en açık biçimiyle,ırkçı,faşist,demokrasiyi tamamen dışlayan,Kürleri,Alevileri hak vermeye değer halk olarak bile göremeyecek kadar,ırkçı,kafatasçı,Türk ırkçısı,Hitler ci bir anlayış içindedir.

MHP’nin ırkçılığını tartışmaya gerek yok,onlar zaten açık olarak Türk milliyetçisi olduklarını söylüyorlar. Deva


GELİN, VİCDANIMIZLA BAKALIM

Bu çağrı hepimize. Eli herhangi bir kamera tutabilen herkese.

Gelin, kameralarımızı elimize alıp dünyaya bakalım. Dünyaya vicdanımızla bakalım.

Gelin, vicdanımıza görünenleri birbirimizle paylaşalım.

Mesela... Yol kenarında yalnız bir kadın olmak, sokaklarımızda bir engelli olmak.

Mesela... Kendi ülkesinde ‘sürgün’ olmak, ana babanın dayağa kalkan elini izleyen küçük bir çocuk olmak, okullarımızda başörtülü olmak, HIV pozitif olmak, dayağa mahkûm olduğu evinde hapis bir kadın olmak, cinsiyet ve cinselliği kapalı kutulara hapseden bir dünyada transseksüel ya da eşcinsel olmak, 'duyulur' endişesiyle anadilinde konuşmaktan korkmak.

Mesela... Savaşmaya, eline silah almaya, öldürmeye mecbur kılınmak, koca şehirlerde zenginliğin orta yerinde açlık sınırında yaşamak. Hatta mesela... Bir sokak köpeği olmak... Dünyanın herhangi bir yerinde ‘öteki’ olmak.
Deva


 MUNZUR FESTİVALİ BAŞLADI
 

Munzur Festivali hazırlıkları başladı
Dersim'de 30 Temmuz ile 2 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek olan 9. Kültür ve Doğa Festivali'nin hazırlık çalışmalarına start verildi.

 

Dersim Belediye Başkanı Edibe Şahin, bu yıl ki festivalin bir kez daha 'Munzur birinci derecede doğal sit alan ilan edilsin' sloganı ile düzenleneceği belirterek, festival kapsamında Munzur Vadisi üzerinde kurulacak barajlara karşı geniş bir program oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti.

 

9.Munzur Kültür ve Doğa Festivaline katılan Sezen Aksu sahnede Mikail Aslan ile  Kırmancki-Zazaca  türkü söyledi.

Bin/Net


 

 

Anadolu'nun Kayıp Şarkıları

 

Klam, Şarkı, Türkü, Gazel ve beraberinde eşli eden Gowend, Horon, Halay, Sema… Unuttuğumuz, uzaklaştığımız belki de hiç bilmediğimiz ama ezelden beri içimizde, bizle birlikte yaşayan ve yaşayacak olan değerlerimiz.

"Anadolu'nun Kayıp Şarkıları" belgesel filmi bu değerleri tekrar bize yaşatacak, hatırlatacak bir film. Bu belgesel filmin projesi “Çingen Yüreği”, “Karnaval” gibi şarkılardan tanıdığımız besteci, yapımcı, aranjör ve yorumcu olarak 20 yıllık müzik geçmişine sahip Nezih Unen'e ait.

"Anadolu'nun Kayıp Şarkıları", müzikal-belgesel olarak belki de türünün ilk örneği. Anadolu insanlarının kendi yaşadıkları bölgelerde, doğal koşullarında seslendirdikleri yirmi benzersiz şarkıyı bir araya getiren “Anadolu’nun Kayıp Şarkıları” izleyenleri müzikal bir yolculuğa çıkaracak.

.Burda bir Klam tıklayınız:  Anadolu'nun Kayıp Şarkıları

Bin/Net


Çocuklarımız

Döndü GÜLBASTI
 
Etrafımıza şöyle bir baktığımızda, yada bir araya geldiğimizde, konu ister/istemez çocuklarımıza gelir. Onların başarıları, başarısızlıkları istediğimiz gibi yetiştirememenin sıkıntılarından sık/sık bahsederiz.
 
Günümüzde inasanlar geçim derdi ile kendi toplumundan çok uzaklara gidip, özünden, kültüründen kopmuş, hatta kendisine çok ters düşen toplumlar içinde günlük yaşam telaşı verirken, bazı gerçeklerin farkına varamamaktadır. Çocuklar büyüyüp sorunlar yaşanmaya başlayınca telaşlanılmaktadır, ama artık çok geçtir.
 
Çocuklarımız bizlerin en değerli varlıklarıdır, bizim yaşam kaynağımızdırlar. Onları kendi istek ve arzularımız, değer yargılarımız çerçevesinde yetiştirebilmek için doğdukları günden itibaren onlara zaman ayırmalıyız. Özellikle de başka toplumlar içinde yaşıyorsak. Çünkü, kendi toplumu içinde büyüyen çocuk zaten toplumun değer yargısı içinde olacağından, ailenin olağan üstü gayreti gerekmemektedir. Başka toplumlarda ise çocuk kendisine başka modeller arayacak ve bizim çocuğumuz olmaktan öte, içinde büyüdüğü toplumun eseri olacaktır. Şayet iyi bir ortamda büyüyüp bizlere çok ters düşmüyorsa, şansımız var demektir. Yok, karma/karışık bir ortamda, karma bir kültür ve kendisine model bulmadığı için bunalımlı, hergün sorunlar yumağında kıvranan bir çocuğun geleceği ne yazık ki pek parlak olmayacaktır.
Devamı


Özümüzü Unutmayalım

Ali KUTLU

Gözden uzak olan, gönülden uzak olur derler.

Gerçek bir deyim.

Ekonomik, sosyal, etnik, siyasal nedenlerden dolayı, ülkemizden uzaklarda. Günlük yaşamın değişik sorunlarına gömülmüş koşturup duruyoruz. Aylar/yılllar geçiyor. En yakın dostunuzla sıradan bir sohbete hasretsiniz. Malesef, diyaspora insanları kendi gerçekliğine öyle yabancılaştırmışki, yıllar sonra karşılaştığın candan bir dostla paylaşacağın bir şey bulamıyorsun.
 
Bu yalın gerçekler karşısında yıllardır özlemini çektiğim köyüme gitmeye karar verdim. İki haftalığına Nantes/Ankara biletimi aldım ve saat 3 uçağımız havalandı, sabah saat 6'da Ankara hava-alanında indim. Yıllar önce aynı değerleri paylaştığım bir dostum beni karşıladı. İki/üç gün içerisinde Ankara'daki işlerimi hallettim. Derin bir özlem ve sabırsızlıkla otobüs terminaline koştum. Afşin-tur otobüsünün 27 nolu koltuğuna oturdum. Yan koltuktaki vatandaş, beni yukardan aşağı, aşağıdan yukarıya doğru derin-derin süzdü "Ne hızmat, Afşine tayının mı çıktı, yoksa özel bir işin mi var?". Belli ki adam benimle sohbet etmek istiyor, fakat ben isteksiz bir şekilde "Ziyarete gittiğimi söyledim".
 
Hareketten kısa bir süre sonra, kaptan yardımcısı kahve/çay servisi yaptı. Ben kendisine Ağcaşar'a gideceğimi ve Abaza'ya yaklaştığımızda yolda ineceğimi söyledim. Yolculuk süresinde biraz kitap okudum ve uyudum.
Devamı


Maraş Katliamı'nın belgeseli yapıldı

Maraş Katliamı ile Alevilerin yaşadığı acılar, göç, asimilasyonu konu alan 'Kaniya Dizan (Hırsız Pınarı)' isimli belgesel filmin çekimleri tamamlandı. Belgeselin yapımcısı Ali Uzunsakal, temel amacının Alevi toplumunun yaşadığı katliam ve acıları unutmayarak ders çıkarmasına katkıda bulunmak olduğunu söyledi.

Bir Alevi kenti olarak bilinen Kahramanmaraş'ta, özellikle 1978 yılında gerçekleştirilen ve 111 kişinin yaşamını yitirmesi, yüzlerce kişinin de yaralandığı katliam ve 1980 darbesi sonrası yaşananlara ilişkin belgesel film hazırlandı.

Yoğun göç de vererek Alevi dokusunun neredeyse yok olduğu kentin Aleviler açısında önemi ve bu bölgede yaşanan acı, sevinç, katliam, köy boşaltmalar ve kültürel asimilasyonu konu alan 'Kaniya Diza (Hırsız Pınarı)' isimli belgeselin çekimleri tamamlandı. Belgeselde Maraş Katliamı'nın yanı sıra Sivas Katliamı ve 1990'lı yıllarda bölgede yaşanan çatışmalar ve köylerin boşaltılması, köylerden göç sonrası geride kalan yaşlı bir ananın yalnızlığı ve beklentisi de ironik bir şekilde anlatılmış. Belgeselin ismi ise Maraş Elbistan'da boşaltılan Kürt Alevi köylerinin geçmişten bu yana ortak buluşma noktası olan bir çeşmeden alıyor. Belgeselde bu çeşmenin bölge halkının yaşadığı katliam gibi acı olaylara tanıklığına göndermelerde bulunuluyor.
Devamı


 

Çırtım üzüm

 

K. Hasan

 

“Eeey, sakallı sakallı, sen niye yolundan gitmiyonda, bağıma giriyon”.

 

Hüseyin Dede: “Eyvaaah, eyvaaah, baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir çırtım üzüm vermiyor”.  

 

Köy odasındayız, içimizde yaşlı bir amca, yüzü çok çekmişlerin kırışıklığı içinde. Konuşması, çok görmüşlerin konuşukluğundaydı. Ve anlatıyor; "Adil olmak: Aileler arasındaki çatışmalara itibarlı bir kişi el koyardı. Adil davranacağına ve sorunu çözeceğine inanılan bu kişi, sorunu çözerdi ve insanlar bu çözüme ses çıkarmazdı. Köyde bir mesele sözkonusu olduğunda, aileleri o kişi barıştırırdı. İşin acıklı yanı, bölgede bugün barış elçisi olarak  kimseyi bulamazsın. Eskiden böylemiydi ?"

 

Başka biri : "Bu köyün geleneksel dönemlerden kalma iyi, kötü bir dengesi vardı. Çok sağlıklı değildi ama aşiret sisteminin bir dengesi vardı.

 

Köyde ; köyümüzden birinin gurbetten geldiğini duyduklarında, o kişiyi ta su yolunda karşılarlardı. Bir saygı vardı. Sevgi vardı. Ya şimdi, yıllarca birbirilerini görmedikleri halde, köyde karşılaştıklarında, birbirilerine dönüp de bakmak bile akıllarına gelmez".Devamı>>>

 


Unutmak, unutulmak.
 

Nilo KUTLU

Hayatımızda, bazen kişileri ne kolay unutuyoruz.

Telefon rehberinde, adres defterinde, mns kayıtlarında siliyoruz. Oysaki yıllarca, acısıyla, tatlısıyla, olumlu- olumsuz, bir çok paylaşımımız, güzel anılarımız olmuştur. Ne kolay bir anda hepisini deviriyor, yıkıyor, bitiriyoruz.

Unutulmak, insanın içini derinde acıtır, yaralar.İnsanın hayatında öyle anlar varki, bütün bir hayatı alttüst eder, hayatta yıllarca acı çektirecek kadar derin izler bırakır. Unutulduğunu bilmek, insanda bazen ömür boyu derin izler bırakır.

Niye bu kadar kolay unutuyoruz, unutuluyoruz?.

Hayatında öyle bir haber alırsın ki, mermi gibi yüreğini deler geçer, ardından kocaman bir boşluk bırakır. Unutulduğun zaman da böyle kocaman bir boşluk olur insan hayatında.

Hayat iyi ve kötü, güzel ve çirkin, doğru ve yanlışlıklarla doludur.Devamı>>>


CEM XANE

Ahmet Güven

Son yıllara kadar Alevilerin kendi Cem xanelerini -Cem evlerini kurma şansları olmadı. Katliamların ve talanların önünden dağlara sığınan Aleviler Cemlerini köylerin en büyük evlerinde yapmışlar. Cem yapılan eve Cem xane–Cem evi denmiş. Cemlerde kuran okunmamış, saza telli kuran denmiş. Kurandan ayetler okunmamış, Kürtçe hayat (ayat), Türkçe deyişler okunmuş. Okunan her deyiş her hayat dua yerine geçmiş. Cem,insanların yüz yüze baktığı, eleştiri ve özeleştiri mekanizmasının iyi çalıştığı bir işleve sahaptir. Herşey insandadır. Vijdan ve namus sahibi insan kendini bilen insandır. Bundan dolayı Cem,  Kürtçe’de aynı düşünceyi savunanlar, taraf olanlar, beraber harket edenlerin toplanması anlamına gelir.  

 

Cem camala camal cana

Ev Cema gerçakana

Hem hevala, hem cırane

İlahi gelmedi dostum

İlahi gelmedi hayfım’’

Türkçesi

‘’Yüz yüze bakan canların Cemidir

Bu Cem gerçeklerin Cemidir

Canlar hem yoldaştır hem komşudur

İlahi gelmedi dostum

İlahi bitmedi özlemi’’.

Zeynel Öztaş

Devamı >>>



Barış istiyorum(aşitiye dixwazim) Yöresel Kürdçe TiyatroBarış İstiyorum (aşitiye dixwazim) Yöresel Kürtçe Tiyatro

 

 Kahramanmaraş yöresi kürdçe lehçesiyle, Yılbaşında köylü bir ailenin barış dileklerinin anlatıldığı mizahi tarzda hazırlanan bir kürtçe tiyatro ...  Tiyatroyu izlemeniz için yan tarafdaki kareyi tıklamanız yeterlidir... İyi izlemeler.

Bin/Net



 

SÖYLEŞİ -ANI- RÖPORTAJ

Bölgenin canlı tanıklarıyla, yaşanmış olayları..., geçmişi ve bu günü tartışıyoruz...!


Binboğa.net olarak biz o bölgenin yakın tarihi hakkında  tanıkların anlatımıyla yazılı ve sözlü  olarak yeni bir tarihi araştırma başlattık. Bu günü anlamak için geçmişi öğrenmek gerektiğine inananlardanız.

HASAN KUTLU'DAN AŞIKLAR

Neden bu kuşakla başlattığımızı söylemeye gerek yok, isterseniz  onu da size bırakalım...Bu söyleşilerin bir diyer amacıda genç kuşağın geçmiş hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamaktır, bu kuşağı önemsiyoruz çünkü asıl geleceği bundan sonra onlar belirliyeceklerdir.  Yaşları 25 ila 65 gurubundan olan kuşak belkide bu meseleleri en zor anlıyacak kuşaktır. Ön yargılarıyla, kendilerine edindikleri çoğu ideolojik olan sabit fikirleriyle, günün siyasi çıkarlarını gözeten teorik tespitleriyle... Alacaklarını almışlar diyoruz... Au söyleşiler belki de onlar için de ayna rolünü görebilir... Herkese iyi okumalar diyoruz... Saygılarımızla.


AKTİL AŞIKLARI

Köyün asıl adı Aktil olmakla birlikte cumhuriyet dönemine geçişte Yalıntaş olarak değiştirilmiştir. Köy; Sevdilli köyü merkezli Alhas (alxas) aşireti mensupları tarafından kurulmuş bir köydür. Köy yaklaşık 1800 yıllarında kurulduğu söyleniyor. Yine söylenenlere bakılırsa, köyün kurucusunun Sevdilli köyünden ayrılan Kıcanlar (Qıcan) kabilesinden Kıco Mılle'nin olduğunu söyleyebiliriz. Köyün gelişme sürecinde Alhas (alxas) aşiretinin diğer kabileleri ile birlikte köyde Kıcanlar (Qıcan), Kamberliler (Qemberan), Çevxiyanlılar (Çêwxwîyan), Lordinliler (Lordînan), Husanlılar, Sılanlar, Kandanlar, Turuçlular,Sinemilli aşiretinden aileler,Setirekliler, Örenliyanlılar, Hasanbekliler (Hesenbêgıyan) gibi kabileler de yaşamaya başlamışlardır.

Köy ırksal bakımdan Kürd'tür ve kırmanc lehçesiyle konuşur. Dinsel açıdan alevidir. Dinsel ritüeller konusunda bölge insanına özgü uygulamalar da görülmektedir.(zöret, ziyaret-i kande) Bu kimliksel özelliklerin yanında köyde belli dönemlerde Ermeni (hristiyan), Türk (Sünni) ailelerde yaşamışlardır. Köyün sahip olduğu bu hoşgörü kültürü ve bulunduğu konum 1900 - 1960 yılları arasında ekonomik, demografik, kültürel bir merkez olmasını sağlamıştır. Hatta bu dönemde köyde bulunan hane sayısının 200 olduğu nüfusunun ise 1000 olduğu bilinmektedir. Aktil (Yalıntaş) köyünün dönemin merkezlerinden biri haline gelmesini sağlayan diğer bir etkende verimli topraklara mezralara sahip olmasıdır. Başlıca serçekuyusu, kocapınar ve bebe mezralarının yanında terzi ve yazı yayla alanları vardır.
 

Coğrafya konumu, Kahramanmaraş iline 193 km, Elbistan ilçesine 33 km uzaklıktadır. Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır. Köyün altyapısı, köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


ADEMÎ

Ademî ve Ali Adem mahlaslarını kullanan Ali Adem (İnsan), kitapta yer verilen Alhaslı Şükri-i Hasanko’nun oğludur. Elbistan’ın Aktil köyünde 1340 (M. 1924)’te doğdu ve 2000 yılında öldü. İçtoroslar Alevliği’nin « Şıxlık » akımı içinde yer alan Ademî, babasının yolunu izleyerek Elbistan ve Kürecik köylerinden çok sayıda dost edindi. Şiirlerini bir defterde topladı.

 Kaynakça :

 Özel Arşiv

 İnasanı sevmek bize âdet

İnsanı sevmek bizde âdet

Biz insanı pek severiz

Hem sevap hem de ibadet

Biz insanı pek severiz,

 

İnsan öldüren canidir

Fiilleri şeytanidir

Hem de Hakkın düşmanıdır

Biz insanı pek severiz

 

İnsan öldürenin kalbi taştan

Onlar Sivas’ta Maraş’ta

İnsanlıktan silin baştan

Biz insanı pek severiz

 

İnsanlar nur-u Huda’dır

Sevmeyen Hak’tan cüdadır

Buysa bir başka sevdadır

Ademî insan severiz

Devamı

*****

Hazırlayan: K.Hasan

Not: Mehmet Bayrak, "İçtoroslar'da Alevi-Kürt Aşiretler",  kitabından yararlanılmıştır


  

"Dünya böyledir;

bir hiç olanların,

hiç olmaya boyun eğenlerin

dünyada yeri yoktur."

V.S.Naıpaul