www.bahaddinpasli.webs.com

seydisehirin nadide saiiri

İGNECİ İSMAİL ABİ

 

 
İğneci İsmail

Bir candan abimiz de İğneci İsmail’di
Senelerce ne kar-kış, ne çamur-çolpak bildi.
Postacı Kazım gibi, ev ev gezerdi o da
Hasta hasta koşardı, kendi hasta olsa da.Seydişehir…
Son durak… Üç bin nüfus, geçim dar
Bir tek Sağlık Ocağı, bir de Eczanesi var
Eczacı Kemal SAĞLAM abimiz di sahibi
Çarşının merkezinde dururdu anıt gibi.
Ben diyeyim yüz yirmi, siz deyin yüz kırk çeker.
Tatlılardan tatlıydı, lokumdan, baldan şeker.
Kışlık kalın paltosu, sırtındaydı kış ve yaz,
Sevecendi, güleçti, nüktedandı da biraz.
Başı-dişi ağrıyan, tansiyonu çıkanlar,
Sigortası olmayan, hayatından bıkanlar
Önce onu bulurdu : - “Aman Kemal’ım medet
Canım çıktı çıkacak, öldürdü beni bu dert.
Cehennemden bir çiğe derler de inanmazdım
Ama şimdi bu sözü iman tahtama yazdım !”
Diyerek yakınırdı, ondan deva beklerdi,
Kemal Abi tatlı bir tebessümle gülerdi:

-“Eee, insanın neresi ağrırsa orda canı
Bizler bir vesileyiz, Allah verir dermanı!”
Deyip, önce alırdı ilacın parasını
Dikkatlice sayardı, savardı sırasını,
Ve İsmail Abi’ye uzatırdı parayı:
“Say İsmail Efendi!” Der, Açardı kasayı,
O da sayar : -“Tamam!” Der, koyardı masasına
Son bir daha sayarak koyardı kasasına.
Her ilacın parası sayılırdı üç kere
Eee, o zaman paralar eskimezdi boş yere.
Sonra güle oynaşa gelen çaylar içilir,
Memleketten yorumlar, havadisler geçilir,

Seneler bir su gibi, akar giderdi öyle
Ne doktor, ne hastane, ne imkân vardı böyle.

İşte bu eczaneden emeklidir abimiz
Alnı açık, yüzü, yüreği pak, tertemiz.
Gündüzü eczanede geçerdi akşama dek
Gecesi de evleri dolaşmak idi, tek tek.

O eski kışları bir düşünün, ne kışlardı
Ne dürüst bir kaldırım, ne dürüst bir yol vardı.
Kar yağdı mı yağardı, olmazdı hiç şakası,
Köpeklerin kıçında buz olurdu, kakası.
Odundu tek yakacak, ne kömür ne gaz vardı
Yine de o günlerde, bir başka tat, haz vardı.
İki yandan kürünen, toprak damların karı
Geçer adam boyunu, kapatırdı yolları.
Akşama dek açılan dar ve kaygan bir çığır
Lodosun nefesiyle salardı ağır ağır.
Bir de yerse akşamın ayazını mübarek
Cambazlıktan beterdi artık yolda yürümek
Telde kurban kesimi ondan daha kolaydı
Kapı komşun çağırsa, gitmek büyük olaydı
Hani sarhoş tekerler vardır ya zamanede
Sen dosdoğru itersin o yalpalar gene de,
İşte aynen öyledir ayaklar o çığırda

Kaba rüzgâr girecek delik arar bağırda
Saçaklardan sarkan buz, bir metre var gibidir.
Kaba rüzgâr: kara kor, insana kar gibidir.
Bir de menzil uzaksa, şehrin bir ucu ise
Sokaktaki lamba da miskin, uykucu ise
Bulutlar da mehtabı kıskanıyorsa biraz,
İdare de rüzgâra ediyorsa cilve, naz,
Hele bir de cepheden gelen küslerin varsa
Kaçacak bir yerin yok çığırda senden darsa
Yürümekten çıkar iş, döner çal zeybeğine
Değmen artık İsmail Abimiz’in keyfine,
Say ki; vardın menzile, kapıyı çalacaksın
Çalmak için tokmağı eline alacaksın
İşte o an şap gibi yandığının resmidir
Bilemezsin düşman kim, cin midir, peri midir?
Bir çekişme başlar ki gel de, gelmez, git gitmez.

Bir acı ki; resmi yok, tarifine güç yetmez.
Eski kışlar böyleydi sayılırdı hatırı
Bir de yolda-beldeysen, kar yutardı katırı
El hasıl-ı vel-kelam unuttuk o kışları.
Yaz çıkmadan kâbusa döndürürdü düşleri
O kışların bir resmi olsaydı görürdünüz
Ağustosta resmine baksanız üşürdünüz.

Ama ; asla yılmaz o, canlara can katardı
Sevgi onun gönlünde, yüreğinde yatardı.
Gerçi hala öyledir, çağırılsa koşturur
O bilir ki; miskinler, uyuşuklar boş durur.
O ki; Seydişehir’in vefakâr iğnecisi
Sade, tatlı, sevecen. Yok cicisi, bicisi.
Yedimizden yetmişe kahrımızı çekti o,
Eli hafif, gözü tok cefakârdı, tekti o.
Ne atı ne katı var, çıplak değil, aç değil.
Yıkılmadı, yılmadı, namerde muhtaç değil.
Şimdi evden camiye, camiden eve yolu.
Sevgi dolu, o tatlı tebessümü, aşk dolu.
Bilmem bir kez ömründe kahkaha ile güldü mü
Tebessümsüz kalacak Seydişehir, öldü mü
Afiyetle, sağlıkla, yaşasın nice yıllar
Abimiz’in bizde çok emeği var, hakkı var.

BAHATTİN PASLI                                                                 

 
 

 

 

 

 

 

KUĞULU – 2008 BAHADDİN PASLI

  • Toroslar’ın eteğini
  • Dantel dantel işlemişler.
  • Kuğularla görmüş seni:
  • “-Kuğulu’sun sen!” demişler.
  • Suyun soğuk, havan serin
  • Her devirde olmuş yerin.
  • Hayranların, bendelerin
  • “- Cennet!” diye fişlemişler.
  • El-hak doğru, cennetsin sen
  • Motif-motif, desen-desen.
  • Avcı-yolcu, gelen-geçen
  • Sohbet’ini islemişler.
  •  Çobanların yanık yanık
  • Sevdalara olmuş tanık.
  • Kurt-kuş sana olmuş konuk
  • Ferzine’nde kışlamışlar.
  • Gönüllerde kurlu tahtın,
  • Güler oldu kara bahtın.
  • Gurbe elde çok behbahtın
  • Yalnız seni düşlemişler.
  •  Çağıl çağıl çağlayanın
  • Güldü cümle ağlayanın.
  • Cız-bız kokar dört bir yanın
  • Kuşbaşını şişlemişler.
  • Kaynar, coşar pınarların
  • Boy-boy olmuş çınarların.
  • Göçerlerin, konarların
  • Birçok derdi dışlamışlar.
  • Açılırsa artar şânın:
  • Yolu; Eşşek Osurdan’ın
  • Hala öksüz Öküz İni’n
  • Nedense hiç değmemişler.
  • Sen; bunlarla külliyesin
  • Bilsin herkes kimsin, nesin.
  • Daha bir gür çıksın sesin
  • İmarına başlamışlar. 
  • PASLI der ki: Sayın Hocam, *
  • Budur sizden son bir ricam:
  • Derdik; beş-on kuğu bulsan
  • “Gölcüğü de süslemişler.”

linkler

?size=s&key=key&url=wwwbahaddinpasli
www.bahaddinpasli.webs.com

saiir siir

Posted at 6:59am on Mon, Oct 13 2008

  • seyidharunveli

     
  • www.bahaddinpasli.webs.com

    bahaddinpasli

     

    “Salih hilas meçhul biri
    İnternetin bence piri
    Bir teşekkür borcum vardı:
    Oldu bir cin yada peri
    Bende kaldı teşekkürü.”
    Dediğin gibi omzumdaki teşekkür borcunu eda edebilirsem
    Salih hilas’a ve cümlemize sevgi,saygı ve selamlarımla..

    aşkkkkkkk

    Şairimiz Bahaddin Paslıdan Aşk Şiirini sunuyoruz
    Aşk.!

    Düşmeden bilinmez, tarif arama
    Bir tanış; müşerref ol da gör, aşkı!
    ‘’Aşırı sevgi!’’der, lügatlar ama
    Sen gel de bu garip kulda gör aşkı!

    Ezelde sunulan, doludan içip
    Bir buzdan gemiyle dümene geçip
    Köpükten yelkeni, pervasız açıp
    Ateşten deryaya dal da gör aşkı!

    Alevden dalgalar karşına çıksın
    Yelkenler tutuşsun, sereni yıksın
    Gemin de mum gibi eriyip aksın
    Ateşi gülistan kıl da gör, aşkı!

    Artık ne gemin var nede can yeleğin
    Yak aşkın şemine tüyün, teleğin

    Ayrılsın canından beden şeleğin
    Bir kuru can ile kal da gör, aşkı!

    Aşk yoksa neyin var ve kaç kırattır
    Aşk yoksa gövden yük yolun sırattır
    Aşk yoksa can bile teferruattır
    Atıver; motor tak, pil de gör; aşkı!

    Bırak zil oynasın, kaşık el çırpsın
    Tef göbek sallasın, davul göz kırpsın.
    Ney gönül yarana tuz, biber serpsin
    Sen gönül telinden çal da gör aşkı
    !

    Ko meczup desinler, mecnun desinler
    Derdine çılgınlık, cünun desinler.
    Leyla’dır katili bunun, desinler
    Bir Leyla okuna gel de gör aşkı!

    Atıver eyninden yalan dünyayı
    Göğüsle aşk denen tatlı belayı.
    Hey PASLI! Buldun say gayrı Leyla’yı
    Leyla’da mevlayı bulda gör, aşkı!
     
                                         Bahaddin Paslı

                                                                                         İlçemiz Canlı